Reklamlar

Roza Eskenazi

İzmir’in dalgaları vurur suyun öte yanındaki Pire limanına… Üsküdar’ın rüzgârları taşır Pera’nın kokusunu Atina’ya… Ud, kanun ve bağlama… Budur Rembetika… Doğunun melodisinin Batıya azar azar taşınmış, ve belki de hiç taşınamamış halidir…   Her şey Yanya’da otobüs beklerken bir kahveye girmemle başladı… Arnavut ve Yunan kültürleriyle yoğrulmuş bu şehir kulağımıza ne denli aşınadır: Yanyalı ismiyle […]

Einstein’ın bașkan Roosevelt’e 2 Ağustos 1939’da yazdığı mektuptur. Macar nükleer fizikçi Leo Szilard tarafından taslağı kaleme alınmıștır. Einstein’ı bilmeyenimiz yok. Bu büyük bilim insanı ve fizikçinin dönemin ABD bașkanı Roosevelt’e yazdığı bir mektuptan bahsetmek istiyoruz burada. Yine Tayyare’de Sinyor Fermi’nin katıldığı bölümde, Ted Turner da bu mektuptan bahsetmiștir. II.Dünya Savașı’nın atom bombası rekabetinin kızıștığı yıllar. Nazi […]

Yakında…

Einstein’ın bașkan Roosevelt’e 2 Ağustos 1939’da yazdığı mektuptur. Macar nükleer fizikçi Leo Szilard tarafından taslağı kaleme alınmıștır. Einstein’ı bilmeyenimiz yok. Bu büyük bilim insanı ve fizikçinin dönemin ABD bașkanı Roosevelt’e yazdığı bir mektuptan bahsetmek istiyoruz burada. Yine Tayyare’de Sinyor Fermi’nin katıldığı bölümde, Ted Turner da bu mektuptan bahsetmiștir. II.Dünya Savașı’nın atom bombası rekabetinin kızıștığı yıllar. […]

1885’de doğdu Bohr. Newton ve çağdașı Einstein gibi fiziğin önemli isimlerinden biridir. 1920 yıllarıyla birlikte fizikte altın çağ bașlamıștır. Özellikle « atom » ve “kuantum » üzerine yoğunlașan tartıșmalar, 1930’larla eșsiz teorilere sahne olmuștur. Danimarkalıların kahramanlarından, kuantum fizikçisi Niels Bhor’a ayırdık ilk köșeyi… Niels Bohr adı, 1913 yılındaki kuantum kuramıyla duyuldu. Bu kuram spektroskopi biliminin atomik temelidir. Burada […]

Tayyare’nin okuyucusu Marie Belle ile 1938 yılına ait bu şarkıyla tanıştı. Beklerim, Gece gündüz beklerim Beklerim Geri Dönüşünü Tayyare adlı romanda bu satırlar tercüme edilmedi. Acaba Marie Belle böylesi kimi bekler? Cevabı Tayyare’de… Rina Ketty’nin sesinden buyursunlar efendim:

“Coin-coin” basitçe Fransızca ördeklerin “vak vak” lamalarından başka bir şey değil. Coin (kuan okunur),  evrilip “French can can ” oluvermiş. 1850’lerde Paris’in Montparnasse mahallesinde doğan Kan kan dansını gören İngiliz yapımcı Charles Morton, baleye uyarlayarak  French Can Can’ı ortaya çıkarıyor. Dönemin Batılı kadınlarının klasik giyim tarzı yırtmaç etek, altında iç eteklik , kesik külot kombinezonu […]